Yüzde yüzü aşan enflasyon ve serbest faiz
1970'lerin sonunda Türkiye ağır bir ekonomik kriz içindeydi. Döviz sıkıntısı yüzünden temel mallarda kuyruklar oluşuyordu, enflasyon 1980'de yüzde yüzü aştı. 24 Ocak 1980'de açıklanan kararlarla ekonomi dışa açılmaya başladı ve aynı yıl bankaların faiz oranları serbest bırakıldı.
Bu, tasarruf sahipleri için yeni bir dönemdi. Ama enflasyon bu kadar yüksekken bankaların verdiği faiz paranın değer kaybını telafi etmiyordu. İnsanlar birikimlerini koruyacak bir yer arıyordu.
Bankerler sahneye çıkıyor
Bu boşluğu "banker" denen aracılar doldurdu. Bankerler, halkın parasını toplayıp bankalardan çok daha yüksek faiz ödemeyi vaat ediyordu. Gazetelere tam sayfa ilanlar veriyor, şehirlerde şubeler açıyor, kendilerini güvenilir birer finans kurumu gibi tanıtıyorlardı. O dönemde bu işi düzenleyen etkili bir denetim yoktu.
En büyükleri, gerçek adı Cevher Özden olan Banker Kastelli'ydi. Lakabını Trabzon'un Sürmene ilçesindeki köyünden alıyordu. Kastelli, sıradan vatandaşlardan emeklilere, esnaftan memurlara kadar çok geniş bir kesimin parasını topladı.
Saadet zinciri nasıl işler?
Bankerlerin vaat ettiği faizleri gerçek bir yatırımdan kazanmak neredeyse imkânsızdı. Sistem ancak şöyle ayakta kalabiliyordu: Eski yatırımcıların faizi, yeni gelen yatırımcıların parasıyla ödeniyordu. Buna saadet zinciri denir. Dünyada "Ponzi şeması" olarak da bilinir.
Bankerler arasındaki rekabet faizleri daha da yukarı itti. Daha yüksek faiz, daha fazla yeni para gerektiriyordu. 1981'den itibaren bazı küçük bankerler ödeme güçlüğüne düşmeye başladı.
1982 yazı: çöküş
Hükümet 1981'de Sermaye Piyasası Kanunu'nu çıkardı ve bankerleri sıkı kurallara bağlamaya başladı. Yeni para girişi yavaşladı. 1982 yazında Kastelli yurt dışına kaçtı. Haber yayılınca tasarruf sahipleri diğer bankerlere de hücum etti ve bankerler birbiri ardına iflas etti.
Kriz bankerlerle de sınırlı kalmadı. Bankerlerle bağlantılı bazı bankalar zor duruma düştü, devlet müdahale etmek zorunda kaldı. Kriz siyasi sonuçlar da doğurdu; dönemin ekonomi yönetiminde değişikliğe gidildi. Birikimini kaybeden yüz binlerce kişinin önemli bir kısmı paralarının tamamına hiçbir zaman kavuşamadı.
Kriz neyi değiştirdi?
- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 1982'de faaliyete başladı. Halktan para toplama ve menkul kıymet aracılığı izne ve denetime bağlandı.
- 1983'te Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kuruldu. Bugün banka mevduatı belirli bir tutara kadar bu fonun güvencesinde.
- 1986'da İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlemler başladı ve hisse alım satımı denetimli bir ortama taşındı.
Bankacılık sisteminin kırılganlığı ise yirmi yıl sonra çok daha büyük bir krizle yeniden ortaya çıkacaktı: 2001 krizi ve Kara Çarşamba.
Bugüne kalan ders
- Olağanüstü getiri vaadi bir uyarı işaretidir. Bankalardan çok daha yüksek ve "garantili" getiri vaat eden her teklif sorgulanmalıdır.
- İzin ve denetim kontrol edilebilir. Türkiye'de halktan yatırım amaçlı para toplayabilecek kurumların listesi SPK'nın sitesinde yayımlanır. Para yatırmadan önce bu listeye bakmak bir dakikanızı alır.
- Saadet zincirleri biçim değiştirir. 1982'de bankerler, bugün bazen sahte kripto platformları ya da "garantili kazanç" vaat eden sosyal medya grupları. Mekanizma aynı.
Paranız yıllar içinde nasıl eridi?
2003'ten bu yana herhangi bir ayda elinizde olan paranın bugün enflasyona göre kaç lira ettiğini, dolar ya da altında tutsaydınız ne olacağını resmî verilerle hesaplayın.
Hesaplayıcıyı açBugünkü piyasalarKaynaklar
- Sermaye Piyasası Kurulu, kurum tarihçesi ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (1981)
- TCMB ve TÜİK, 1980-1983 enflasyon ve faiz istatistikleri
- Dönemin gazete arşivleri (Milliyet, Cumhuriyet), 1981-1982